Süreyya Operası
Firma Ara

12.02.2012  Pazar
Adalar'da neler var?







Son Eklenen Firmalar
 

İstanbul'da ne etkinlik varsa
hepsi burada

Etkinlik Ara
Oryantelist Resim



Başlangıç Tarihi: 07.04.2010
Bitiş Tarihi: 04.10.2010
Açılış Saati: 11:00

Suna ve İnan Kıraç Vakfı Koleksiyonu'ndan seçilmiş yapıtlarla 17.yüzyıldan 20. yüzyıl başlarına Osmanlı'da Gündelik Yaşam ve İstanbul Manzaraları

Görkemli imparatorlukların başkenti İstanbul antik çağlardan bu yana daima ilgi odağı olmuştur. Rönesans'la birlikte Doğu'yu betimlemek isteyen sanatçılar çeşitli nedenlerle bu kente gelmiş, topoğrafyasını belgelemiş, eserlerinde kentin insanını betimlemişlerdir. Coğrafi konumu ve Batı'yla olan siyasal, ticari ve kültürel ilişkileri, Osmanlı payitahtı İstanbul'u Avrupalı sanatçıların en çok resimlediği "doğu" kenti haline getirmiştir. İstanbul, Batılılar için bir anlamda "Doğu'nun başkenti" sayılmıştır. 18. yüzyıl Avrupası'nda egzotizm tutkusundan beslenen "Türk Modası"yla birlikte İstanbul ve insanı, resimleri, öyküleri, tiyatro ve operaları, kıyafetleri süsleyen unsurların başında gelmiştir. Bu kent 19. yüzyılda batılı gezgin ve sanatçıların çıktığı romantik doğu yolculuğunun en önemli duraklarından biri olmuş, onu betimleyen resimler Avrupa'da en çok aranan sanat yapıtları arasına katılmıştır.

"Düşlerin kenti: İstanbul" sergisindeki Suna ve İnan Kıraç Vakfı Oryantalist Resim Koleksiyonu'ndan seçilmiş yapıtlar, 17. yüzyıldan 20. yüzyıl başlarına uzanan bir zaman dilimi içinde, çoğunlukla batılı sanatçıların Osmanlı dünyasına bakışını, gözler önüne seren önemli görsel belgelerdir. Üç ana bölüm olarak kurgulanan sergi, ev ve özel mekânlardaki yaşantıdan, kentsel alana ve oradan da İstanbul'un genel görünümlerine uzanıyor. Böylelikle Avrupalı ressamların tuvallerine yansıyan İstanbul, topoğrafyası, mimarisi, insanları, gelenekleri ve yaşam biçimleriyle bir bütün olarak yeniden canlanırken bu gezginlerin "doğu yolculuğu"na biz de katılıyor, eşsiz güzellikler barındıran Osmanlı dünyasını ve İstanbul'u onların gözünden, onlarla birlikte yeniden keşfediyoruz.

Kentteki gündelik yaşam sahnelerinin önemli bir bölümünü, ev yaşantısı ve bu yaşantıyı biçimlendiren kadınlar oluşturmaktadır. Kadın, Oryantalist resmin en temel konularından biridir. Doğulu kadının özel yaşam alanı olan hareme girmek arzusu, doğunun gizemine nüfus etmekle adeta eş anlamlıdır. Bu mahrem alanı dilediği gibi görememek, seyyah yazar, ressam, şair yüzlerce batılı erkeğin doğulu kadını düşlemesine ve hayalindeki bu yaşantıyı tasvir etmesine yol açmıştır. Batılı ressamlar Müslüman ailelerin evlerine girme olanağı bulamadıkları için kadınların yer aldığı iç mekân sahnelerinde modellerini genellikle gayrimüslim ailelerden seçmişlerdir.

Valenciennes'li ressam Jean-Baptiste Vanmour ise bu açıdan istisnai bir örnektir. Sanatçının uzun süre Doğuda yaşamış olması, ona Avrupalılara kapalı olan bu alanlara girme olanağı sağlamıştır. Vanmour'un özellikle Türk kadınını betimlediği ev içi sahneleri meraklıları tarafından çok tercih edilmiş ve bu nedenle sanatçının İstanbul'daki atölyesinde benzer kompozisyonlar tekrar tekrar üretilmiştir.

Ev içi yaşantısını konu alan resimlerde de görüldüğü gibi, Osmanlı kadınlarının gündelik hayatlarında kahve falı bakmak, çubuk içmek, yün eğirip, nakış işlemek, eve gelen çoğu yatılı konukları ağırlamak ya da hamama gitmek önemli bir yer tutardı. Sazlı ve oyunlu eğlenceler de harem kadınlarının sevdikleri uğraşlardı. Kadınlar sadece sarayda değil, aynı zamanda devlet ileri gelenlerinin ve saray çevresinin saray, konak ve yalılarında da musikiyle uğraşırdı.

İstanbul'a gelen yabancı ressamlar açısından Osmanlı İmparatorluğu başkentinin pitoresk ya da panoramik görünümlerinin yanı sıra resmedilecek bir diğer yönü de gündelik yaşamı olmuştur. 18. yüzyıldan itibaren gündelik yaşamdan sahneler batılı ressamların eserlerinde yer tutmaya başlamış, 19. yüzyılın oryantalist sanatçılarıyla daha da önem kazanmıştır. Doğunun gizemli yaşamını tuvallerinde canlandıran oryantalist ressamlar için, egzotik doğu atmosferini yansıtan mekânlarla özgün giysili Osmanlılar eşi bulunmaz konular olmuştur. Kahvehaneler, cami avluları, çeşme başları, mesireler, çarşılar gibi kamusal alanlar kentsel yaşamın en iyi izlenebildiği mekânlardır. Oryantalist ressamların gündelik yaşam sahnelerinin odağında çoğunlukla kadınlar vardır.

Türk kadınını ev ortamında görme olanağını bulamayan ressamlar, onları evlerinin dışında, koçu arabalarında ya da kayıklarda yolculuk ederken, mesire yerlerinde eğlenirken, çarşıda alışveriş yaparken rahatça izleyebilmiş ve resimlemiştir. İstanbul'un kendine özgü coğrafyası da, sanatçılara deniz üstünde akıp giden yaşamla, anıtsal Osmanlı mimarisinin belirlediği İstanbul siluetini bir arada sunma olanağını vermiştir. Batılı sanatçıların İstanbul yaşantısını yansıtan eserleri Avrupa'da yayımlanan gravürlü kitaplarda da yer almış, yerli yabancı pek çok ressam bu gravürlerin yağlıboya kopyalarını yapmıştır.

15 ve 16. yüzyıllarda yapılmış İstanbul görünümleri daha çok deniz atlaslarında, tarih ve coğrafya kitaplarında yer alan, figürsüz şematik çizimlerdir. 17. yüzyıldan sonra üretilen kent panoramaları, haritacı ya da mimar çizimleri olmaktan çıkıp, kentin topoğrafyasını ve doğasını duyarlıkla yansıtan manzara resimlerine dönüşmüştür. Kentin Boğaziçi'ne doğru giderek büyüdüğü 18. yüzyılda, yalnızca kuzeyden bakarak çizilen görünümler yerini Üsküdar kıyılarına ve Boğaziçi'ne uzanan daha geniş manzaralara bırakmıştır. İstanbul panoramalarında çizim için en çok benimsenen nokta Galata sırtları ve buradaki Avrupa elçilikleridir. Ancak 18. yüzyıldan sonra bir başka bakış açısı Üsküdar sırtları, Bulgurlu tepesi olmuştur.

Ressamların seçtiği bu iki açı da İstanbul'un hem Haliç'e hem de Boğaziçi yönüne doğru en geniş görüntüsünü sağlar. 18. yüzyılda Avrupalılarla Osmanlılar arasında giderek gelişen ticari, diplomatik ve kültürel ilişkiler elçi heyetlerini, tüccar ve gezginleri Osmanlı topraklarına ulaştırmış ve kente gelen gezginlere eşlik eden ressamların fırçasında İstanbul, herşeyden önce yaşayan bir kent görünümüne kavuşmuştur. 19. yüzyılın oryantalist sanatçıları ise, bir önceki yüzyılın İstanbul panoramaları yerine, kentin pitoresk doğasını ve özgün mimarisini betimleyen resimlerinde, doğunun gizemli yaşamından kesitler sunmuşlardır. Bütün bu resimler, büyük imparatorluklara başkentlik yapmış yüce kent İstanbul'un özgün tarihini, eşsiz doğasını, ayrıcalıklı dokusunu, anıtlarını, yaşam biçimi ve geleneklerini sergiler.



 
Yer : Pera Müzesi
Adres:Meşrutiyet Caddesi No.141 Tepebaşı Beyoğlu İstanbul
Telefon:(212) 334-99-00
Faks:(212) 245-95-11
Web:www.peramuzesi.org.tr



Bu Mekandaki Gelecek ve Geçmiş Etkinlikler

Konser
Parti/DJ
Gösteri
Tiyatro
Sergi
Festival / Diğer
{diger_e_ler}
Her türlü etkinlik haberlerinizi bize iletebilirsiniz :  etkinlik@webindeks.com

Hava Durumu, İETT Otobüs Tarifesi, Deniz Otobüsü Tarifesi, Taksi Durakları
Önemli Telefonlar, Telefon Kodları ( şehirler ), Telefon Kodları ( ülkeler ), Para Birimleri, Futbol Takımları, Federasyonlar


WEBİNDEKS bir  Aygün Dış Tic. Ltd. Şti. markasıdır. ©2005-2010  mail: